Mahmut Efendi Kimdir? Hala bilmiyorsanız showhaber’den öğrenin

Bu zat atalarından kalma bir ululuk yaparak günümüzü köklü tarihimizle birleştirmiş, birçoklarının yaptığı gibi kitap yazmak yerine adam yazmıştır. Zaten kendisi yer yüzünde Allah’ın ahkamını tatbik ederek gezen bir kitaptır. “Lübnan Akar müftüsü dr usame er-rifai Uluslararası İnsanlığa Hizmet Sempozyumu Ödül Töreni 01.50.09″

Mahmut Efendi Hazretlerinin hayatını anlatan kısa belgesel

MAHMUD EFENDİNİN BİR SOHBETİ DÜNYAYA BEDEL 1996 Ahmet Yesevi Külliyesi

MAHMUD EFENDİ HAZRETLERİNİN ŞEYHİ ALİ HAYDAR AHISKAVİ KUDDİSE SİRRUHU VE ZAMANIN ZULMÜ

Mahmud efendiyi torunu Muhammed Fatih Ustaosmanoğlu anlatıyor

Mahmud Efendi Hazretlerinin Veciz Sözleri

İslam, ancak İslam’ı yaşamakla gelir İslam’ın elden gidişi amelsizliktendir.

Bir kalpte iman ile Allâh-u Teâlâ’nın düşmanlarına sevgi bir araya toplanmaz.

Bu şeriat ne büyük düzendir. Bundan mahrum olan ne büyük zarardadır.

Her Derdin Devası Vardır: Her Derdin Devası Şeriattır.

Namazdan kaçmak Allâh-u Teâlâ’nın huzurundan kaçmaktır.

Ezan-ı şerîf Allâh Celle Celâlühû nün davetiyesidir. Câmiye gelince icabet olur, câmiye gelmedin, evde de kılmadın peki nasıl cenneti istiyorsun?! Medreseye hiç gelmedin! Çok güzel olan cennet, çok güzel para ister.

Kaza namazı olan bir kadın sarma saramaz.

Dua boşa gitmez. Dua ibadetin mıhı (çivisi) gibidir. Nasıl ki levha, askı gibi şeyler çivi ile rabt edilir. İbadetler de dua ile rabt edilmiş olur.

Bir farz, bir sünnet, bir edep terkedilse, bir kadın çarşafını çıkarsa, bir erkek sakal bırakmasa, bir şahıs namazını terk etse, oruç tutulmazsa, zekât verilmezse yani şeriatın emirlerinden bir tanesi dahi yapılmazsa İslâm zayıflar, küfür kuvvetlenir.

Medreseleri açarsak Sultan Selim kesiliriz, iki üç senede diriliriz.

Her kim Şeriatla amel ederse Allah ona bilmediklerini öğretir. Babasından ona miras kalmış gibi ilm-i ledün sahibi olur. Tarikata çalıştıkça Allah-u Teâlâ ona mecbur olmadığı halde bu ilm-i ledünniyi hediye eder.

Bir necaset görsen, ona bakmaya devam eder misin? Hemen kaçırırsın gözlerini, namahrem de öyledir inan ki!

Bu kadar harpler, bu kadar bombaların yağması hep zina yüzündendir.

Bu zamana kadar namahrem görmedim, bundan sonra da rabbime dayanıyorum. “Şimdi bir hanım kendisini yabancı erkeklere göstermiyorsa ona ahlaksız diyorlar. Ne derlerse desinler isterse darılsınlar. Asıl ahlak budur. Ben hanımımı erkek kardeşime göstermiyorsam bende onun hanımına bakmıyorum. Biz akrabayız diyorlar. İşkembe-i Kübradan atıyorlar. Dünya üzerinde milyardan fazla Müslüman var, varda ne oluyor? Bir mahalle kadar hükümleri yok! Çünkü allah’ı memnun etmiyorlar!

Çocuklarınızı hoca yapın desem, “Aman hoca bizim çocuk aç mı kalsın?“ derler, lafa geldi mi de “en çok hoca yer” derler.

Eğer fakirlik, hastalık ve ölüm olmasaydı insanoğlunun kibirden başı eğilmez olurdu.

Tevazu hasis (alçak) adamı yükseltir, kibir de yüksek adamı alçaltır.

Nefis yalandan hasta olur, yalandan mahzun olur, aşık olur, yalandan sever, hiç bu nefsin dolapları bitmez.

Tarikata mensub olan bir kimse cephede bekleyen asker gibidir. İşte onun için: “Ey Tarikatçı! Sen manevî askersin, gecenin erken saatlerinde kalk, uyuma, manen cepheyi bekle, teheccüd namazını kıl, rabıtanı, zikrini murakabeni yap, dersini bitirmeden yatma!

Gençler para kazanmak için sıhhatini verirler, yaşlanıp hastalandıklarında ise paralarını verirler ama sıhhatlerini alamazlar.

“Ben milletin etlisine sütlüsüne karışmam” demeyin. Herkes bildiği kadar anlatmalı. Namaz farzdır, tesettür farzdır. Kumar oynamak, içki içmek haramdır. Bu kadar da diyemez misiniz? “Ben emr-i bi-l mâruf yapmaktan anlamam” dememeli. Mevlâ seni anlar yarattı, neden anlamaz gözüküyorsun? Acıktığın zaman açlığını anlıyor, “Acıktım” diyebiliyorsun da Allâh’ın dinini neden tebliğ etmiyorsun?

Her meslek sahibine, mesleğine hürmet etmek lazımdır.

Kızmamayı adet edininiz, insan kızınca şeytan yaptırmadığını bırakmaz. İblis: “Bir kişi duasıyla ölüleri diriltecek makama yükselse bile sinirlendiği zaman çocuklar misket oynadığı gibi onunla oynarım” diyor.

En büyük cehalet Mevlâ’yı bilmemektir.

Ne dehşet verici şeydir ki; 16 sene okula git, dünyaya niçin geldiğine dair bir harf öğrenme.

PARA İÇİN KIZLARINI MEKTEBE YOLLUYORLAR: Benim bir tane kızım var biliyorsunuz. Ufak, zayıf, hastalıklı bir şey! Deseler ki; ‘sana bütün dünyanın 100 sene reisliğini vereceğiz, kimsede karışmayacak, amma kızın şu dairede bir dakikacık çalışsın’. Vallahi Billahi Tallahi yapmam bunu. Peki, sen neden nur gibi kızını eşkıyaların eline bırakıyorsun? Birde bununla iftihâr ediyorsun!

Yüz dört kitabı karıştırsanız, ailenin nafakasını kadınlar kazanacak diye bir şey bulamasınız. Kadınların vazifesi kocasının namusunu muhafaza etmek, çocuklarını İslam üzere yetiştirmektir. Birde meşru surette İslam için (hocalık, talebe, vaaz vb.) çalışma yapabilirse o zaman Aliyyü-l a’lâ olur.

Niye hanımlar ellerini omuzlarına kadar kaldırıyorlar? Kolları açılıp vücutları görünmesin diye. Ne incelik. Sen sokakta kalaycının çırağı gibi açılıyorsun. Bir de işe gidiyorlar neden? Geçinemiyorlarmış. Geçineceğiniz kadar yiyin. Sabreden fakirlere çok yüksek makam var.

Gözler iki ırmak gibidir, Ne görürse onu düşürür kalbe.

İnsanlar et gibi, ulema tuz gibidir. Tuzsuz et koktuğu gibi ulema ve sohbetinden mahrum kalanda çürür ve kokar.

Aman namaz meselesi çok mühimdir. Huzuru kalple, ta’dili erkânla vaktinde kılalım.

Uykudaki kimse nasıl bir şey anlamazsa, gaflette olan kimsede hiç bir hakikati anlamaz. Namaz kılarken kalbi ile huzurda olmayan kişinin okuması, uyuyan kişinin sayıklamasına benzer.

Efendi babam dedi ki; ”Âdem aleyhi-s selam bile tövbe ile yaşadı oğlum” Ya Rabbi sana sığındık, istiğfara ehil eyle bizi. ÂMİN

Şimdi müslümanlar televizyon seyretmekten, gazeteleri okumaktan, Cenâb-ı Hakk’ı zikretmeye, kainatın yaratılışı hususunda tefekkür etmeye fırsat bulamıyor.

Her belâ, her günah zikirsizlikten ileri geliyor.

Kalbimizin ızdıraptan, kederden, hüzünden kurtulmasını ancak zikir sağlar.

İmam-ı Gazâlî Kuddise Sırruhû Hazretleri, “Bir lâhza dahî zikirden boş kalanı, yumurtanın beyazının sarısını kaplaması gibi şeytan kaplar ve o zaman şeytan ona ne olsa yaptırır.” buyuruyor.

Bazı erkekler: “Bizim işimiz, meşguliyetimiz var, ne edelim? Bu maneviyatla ilgili şeyleri öğrenmeye vaktimiz yok.” der. Olur mu? Manevi hayatımız olmadan yaptığımız işleri kurt yesin. Sizin işiniz var da hanımlarınızın işi yok mu? Çamaşır yıkarlar, bulaşık yıkarlar, evi süpürürler, daha neler neler…

Bir kimsenin mürşidi yoksa hep uyur, tavşan uykusuna tutulmuşlar; sokaklarda dolaşıyorlar, yiyorlar, içiyorlar, zannediyorlar ki uyanıklar. Hâlbuki uyanık değiller.

Hergün Kuran’ı Kerim’den hafız iseniz en az bir cüz, değil iseniz en az bir sayfa, Ruhu-l Furkan’dan beş dakika, Kudsiye’den de beş dakika okuyunuz. Onlardan aldığınız ilham ile günü zikrullah ile geçirirsiniz.

Bazen bir mürit geliyor: ‘Dersimi yapamıyorum’ diyor. Ben de ona diyorum ki: ‘Erzincan’ın (depremi kastederek) Azerbaycan’ın, Bosna Hersek’in başına gelenler mi daha zor, yoksa senin tarikat dersinde tesbih çekmen mi daha zor?’ ‘Onlar başına gelen daha zor’ diye cevap veriyor. Ben de ona: ‘O zaman ne kadar zorlanırsan zorlan, otur dersini yap’ diyorum.

Rabıta muhabbetle olur, muhabbette ittiba ile olur İttiba edersen seversin ve sevilirsin.

18 yaşında bir delikanlı olduğunuzu farz edin. Dünyanın en güzel kızı ile evlendiniz, siz bir koltukta o da karşınızda diğer koltukta karşılıklı sohbet ediyorsunuz. Bu halden sıkılır mısınız? Hayır. O arada çocuk ağlasa, bir şey istese sohbetiniz bölünse, bundan hoşlanmaz, kızarsınız. Zevcenizdeki o güzellik Mevla Teâlâ’dan geliyor. Mevla’nın Cemal sıfatının zıllinin zıllidir (gölgesinin gölgesidir) ki oda tam halis değildir. Zira zevceniz bir kuldur. Menşe-i şerlerin, zevallerin, çirkinliklerin, noksanlıkların kaynağı olan ademdir (yokluktur). Mevla’nın güzelliğinin zıllinden ona aksedince ademle karışması sebebiyle bulanıklık oldu. Karışık bir güzellik onda görünen. Peki, bu karışık güzellikten usanmıyor saatler geçse de anlamıyorsunuz da, murakabede ki, o güzelliğin asıl sahibi ile beraber olmak demektir, ondan niye usanıyor ikide bir verilen süre bitti mi diye saate bakıp duruyorsunuz? Efendi Hazretlerimiz İrşadü-l Müridin 139.S

Salik bir karıncaya benzer, sırtında yükle duvardan çıkmaya çalışır, çıkamaz düşer. Yine çıkmaya çalışır yine düşer, fakat sonunda çıkar.

Bütün kâinat onu tesbih ederken, insanların saz çalıp, oyun oynayışta olmaları hangi akılla anlaşılabilir?

Cihadın en faziletlisi emri bil maruf, nehyi anil münkerdir.

Kur’an ile Hadis dinlemez ise bir kişi, ona hiç cevap verme konuşma bitir işi!

Nerede görürsen maç hemen oradan kaç yoksa ahirette kalırsın aç.

İçinde Allah korkusu olmayan bir gönül harabe; O gönlü taşıyanlar ise haramî olurlar. Çocuğunuzun kalbine allah korkusunu yerleştirin!

Çalgı pisliği heladaki pislikten daha pisliktir. Çünkü hela pisliği yıkanır ama bunu yıkamak zordur.

Erkek Kur’an kursu lazım, talebeye, at yollayacaksın, gelsin okusun! Gerekirse gidip sen alacaksın, O’na sen at olacaksın.

Talebe dövülmemeli, kötü söz ile rencide edilmemeli, hakaret hiç edilmemeli.

İslâm kıyafetinin kıymetini çok iyi bilelim. Rasûlüllâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: ‘Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.’ Parmak kadar küçük de olsa onların şekillerinden üzerinizde bulunuyorsa onları sevdiğiniz anlaşılır.

Erkeklerin takke sarık sarmayıp başları açık gezmeleri mürüvvetlerini, heybetlerini gideriyor. İhtiyar adam başı açık geziyor, niçin? Avrupa’ya uyacak. Sen İslam’ın şeklini bırak, beğenme, Müslümanlığı da kimseye bırakma. Bir kimse lisanı ile Müslüman kabul edilseydi, alırdı eline tesbihi; “Ben Müslüman’ım, ben Müslüman’ım” der, Müslüman olurdu. Müslüman demek: Rabbinin emirlerine, farz, vacip, sünnet, ne varsa hepsine tam manasıyla boyun eğen demektir. Mevla Teâlâ’nın düşmanlarından kaçıp dostlarının halleri ile hallenen demektir. Çok dikkatli itinalı Müslüman olalım, dikkatli Müslüman olursak İslamiyet gelir.

Kur’an’da çarşaf yazıyor mu? ‘Kur’an’da Ahzap Suresi, Ayet 59’da “cilbab” olarak geçiyor. Ahter-i Kebir’e(lugat) bakıyoruz Onda diyor ki; -Cilbab: Milhafe.“Sonra “milhafe“ kelimesine de lugate (Ahter-i Kebir) bakıyoruz, o da “ çarşaf“ diyor. Hamdi, tefsir kitabında cilbaba“çarşaf“ diyor. “Ahkâm Tefsiri “nde yine “ çarşaf “ diyor. Konyalı Mehmed Vehbi, o da “çarşaf “ diyor. Önceki hocaların hepsi ‘çarşaf’ dedi. Şimdi ki hocalar o hocalardan büyük mü? Birincisi, manto erkek giysisidir. İkincisi.Avrupa’dan geldi. Çarşafı giyin, korkmayın! Bakın,Allah(cc) size müsaade etti. Kendi nefsinizi yenemezseniz başkasına suçu atmayın.

“Hâkim teyze bu işi ne güzel anladı… O demiştir ki; Üstadım senden çok şeyler öğrendik, ama sizden hiçbir şey öğrenmesek de sadece bu Çarşafı öğrenmemiz yeterdi” Çok doğru anladı… Bütün kadınlar böyle akıllı olsaydı dünya cennet olurdu!

Kâfir kadınlar Müslüman elbisesi giymeye bir kere olsun merak etmezler. Müslüman kadınlar ise deli oluyor kafir elbisesi giymeye. Manto giyecekmiş. Tepeden tırnağa uzunmuş genişmiş nefse uymayalım çarşaf giymek lazımdır.

Çarşaf giymekle manto giymek arasında ihtilaf var, şu halde bunu Allah’a sormalı, çünkü bunun hükmü ona aittir. Müminleri dost kafirleri düşman bilmeyen, çarşaf ile manto arasındaki farkı ayırt edemez. Mahmud’un hasta olduğunu duyarsanız, bir kadın çarşafını çıkartmış da ondandır.

Hanım Kızlarımız çarşaflarına Riayet Etsinler. Sabredin. Cennette örtünme Yok. Kâfirlere Benzemeyin. Hud Suresi 113. Ayette Mevla Ne Buyuruyor: Sakın Onlara Meyil Etmeyin. Heybetiniz Giderde, Size Ateş Yapışır. Kâfirler Neden Onlara Benzemenizi İstiyorlar? Korkuyorlar da Ondan, çünkü Heybetli Görünüyorsunuz.

Şalvar giymekten utanırsınız, sakal, cübbe, çarşaf, uzun entari, bakın İslam kıyafetidir bu! Sen bunları giymekle “Ben Müslüman’ım, benim sağlığımda İslamiyet’e kimse yan bakamaz” demek istiyorsun.

Bir defasında mescidi nebevi de zikir ile meşgul olurken efendi hazreterlimizin önünden geçen bir zat ansızın duruverir. Kendisine dikkatle bakar ve gayrı ihtiyari dizinin dibine oturarak selam verir sonra; – Zamanın sahibi kimdir? (Evliyanın Reisi) diye sorar. Mahmud efendi hazretelrimiz ona; – Zamanın sahibi Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem deyince O – Rasulullah bütün zamanın sahibidir! Bu zamanın sahibi sensin! Çünkü sen seneler önce rüyamda bana sakal bıraktıran zatsın! Dedi.

Efendi hazretlerimizin damadı şehit hızır ali hocamız anlatıyor: Efendi babam abdest alırken bende eline ibrik ile su dökmekle meşgul idim. Yine bir gün efendi babam namaz için abdest almaktaydı, tabi bende su dökmek için ibrikle başında idim. Fakat bir an fark ettim ki, ben ibriği tutmuyorum o kendiliğinden dökülüyor, kendiliğinden kalkıp eğriliyor. Çok şaşırdım, etrafımdakilerinde şaşkın bakışlarının arasında tam konuşacağım sırada efendi babam bana dönerek “Bak bak bizim hızır keramet gösteriyor” buyurdular.

Bela, Allâh-u Teâlâ’nın dostuna kamçısıdır, “Dön bana” demek istiyor. “Çocuğuna anası vurdukça ne yapıyor? Anasına sokuluyor. Kul da Allah bela verdikçe, Mevla’ya sokulması lazım.

Bir ayyaş delikanlı vardı. Her gün içerdi ama Efendi Hazretlerini de o kadar çok severdi ki, “Mahmud babam” derdi ona. Günün birinde bu delikanlı vefat etti. Cenazesini Efendi Hazretlerimiz kıldırdı. Definden sonra kabrinde bir saat beklediler. Sorduk “Neden Efendi Hazretleri bu sarhoş delikanlının kabrinde bu kadar beklediniz. İhvanınızın bile başında bu kadar beklemezdiniz” cevap verdiler: -O bizi çok severdi. Münker Nekir’in suallerine karşılık yardımcı olduk. Sevgi işte böyle bir şey.

Hoca kızlarımızın ziynet içerisinde yetişmekten sakınması ve takva ziyneti ile ziynetlenmeleri gerekir. Ey hoca kızlarımız! Allah sizin içlerinizi ilimle doldurdu, bu sizin en büyük süsünüzdür. Siz ise kendinizi bir takım yamalarla süslemeye çalışıyorsunuz. Sizi gören sizin ilminize; ilminiz ile amel etmenize hayran olsun. Her zaman söylediğimiz gibi, fakat kibre, kendini beğenmeye kapılmayalım.

Efendi Hazretlerimiz latifeyi seven bir insandır. Fahri Efendi anlatıyor: Bir keresinde yatma vakti gelmiş. Ben yatağını hazırladım, Efendi Hazretleri geldi uzandı. O zaman görüşme imkânları rahattı. Bir ihvan geldi bir şey soracağım dedi. Efendi Hazretleri “sor” buyurdu. İhvanımız “ama siz yatıyorsunuz” deyince, Efendi Hazretleri de; “siz de yatarak sorun” buyurdu.

Süngülerin açtığı bir yara tedavi edilir. Lisanın açtığı yara kolay tedavi edilmez!

Gençler! Ben Bekârım, Gencim, Ne Olacak Demesinler. Bir İslam’a Uyan Gencimiz Sebebiyle Kâinat Ayakta Durur. Rabbimizin Emirlerini Yerine Getirmemektense ölüm Bizim İçin Daha Hayırlıdır. Dinini Muhafaza Edebilmek İçin Ailesiyle Uğraşan Gençlerimiz Var. Bizler Onların Hürmetine Yaşıyoruz.

Kabre seninle gelen ne ise ancak o seni zengin eder.

Yılanla oturun televizyonla oturmayın…

MEVLA’nın Celle Celâlühû rızasını kazanmak için dünya kıymetli…

YARABBÎ! Bize öyle ilim ver ki amel doğursun, Öyle amel ver ki ihlas doğursun, Öyle ihlas ver ki ameli muhafaza etsin, Öyle amel ver ki ilmi muhafaza etsin.

Dünya işlerinde 70 yaşında nene gibi; Ahiret ibadetlerinde 15 yaşında delikanlı gibi ol.

1997 senesinde bir hoca efendi İsmailağa camisinde Mahmut Efendi hazretlerine gelerek şöyle dedi: “Efendi hazretleri kalbimi kötü düşüncelerden kurtaramıyorum” Efendi hazretleri yanındakine dönüp gülerek “Ne diyor duyuyor musun şuna bak, sanki biz temizledik de bize soruyor” dedikten sonra hoca efendiye dönerek şöyle söyle buyurdular: “Allah’ım ben kalbimde bulunan, kalbimden geçen kötü ahlak, kötü düşüncelerden razı değilim, istemiyorum. Lakin kalbime de malik değilim. Her şeye kadir ve malik olduğun gibi kalbime de sen maliksin, sen kadirsin. Kalbimdeki bütün kötü ahlak, kötü düşünceleri çıkar ya rabbi”

Elbisene biraz leke olsa ne kadar ne kadar önemsiyorsun. Nasıl ki elbiseni çamurlardan muhafaza ediyorsun, Kalbini de öyle muhafaza et.

Ya Allah celle celêlühû ile ol. Ya Allah celle celêlühû ile olanla ol. Üçüncüsü olma! Şeytanla olursun.

Yar, her dem nazar eder; Seni gafil görünce güzar eder.

Televizyon, fitnevizyon.

Dağlar çakalsız, Erkekler sakalsız, Kadınlar çarşafsız olmaz.

Yamadık dünyamızı yırtarak dinimizden, Dinde gitti dünyada gitti elimizden.

İnsanların kıymetini bil, Senin de kıymetini bilsinler.

Yarabbî Bu dünyayı bize hakir, Ahireti kebir, Seni de ekber göster.

Bir insan bir insana muhtaç oldu mu ona yaklaşır. Mevla’ya celle celêlühû muhtaçsın, tarafına bakmazsın.

Bir insan Resulullaha Sallallâhu Aleyhi ve Sellem ve Şeyhine Mutabaat ettiği müddetçe sıkkında olsa mutludur.

Sohbet Ayet-i Kerimeye kırık mana vermek değil, Ayet-i Kerimeyi kalbine indirip, kalbinden çıkarıp vermektir.

Haramlar aklı zayi eder.

İtaat, sevginin delilidir.

Aklına uyma Kur’an-ı Kerîm’e uy. Aklına uyarsan,seni eve bile götürmez.

Bilgisiz bir kimse, savaş davuluna benzer, sesi çoktur, içi boştur.

İlim bilmek demek, Allah’ı celle celêlühû bilmek demektir. Eğer Allah’ı celle celêlühû bilmezsen, o bir kuru emektir.

Videolar, v.s. bunlar ilmi öldüren şeylerdir .

Günaydın, imandan kaydın…

İhsan efendi: Afganistan Rus ayısını devirdikten sonra neden kardeş kardeşe düştü efendi: Tarikatsızlıktan.

Yâhu cemaat okuyun diyorum ben size okumuyorsunuz doksan yaşında olsanız yine okuyun bir günlük ömrünüz kalsa yine okuyun.

Daima iyi insanlarla gez. Gafillerin arasına sokulma, seni de gafil ederler.

İnsan asla kendisine güvenmeyecek, daima Rabbine güvenecek.

Mevlâ Teâlâ Hazretleri yardım etmese, kulun elinden tutmasa, kul hiçbir şey yapamaz. Eğer yapabilseydi, Mûsâ Aleyhisselâm’ın kavmi kırk sene ovada gezmezdi.

Namazı tâdîl-i erkân üzere kılalım, rükûdan, secdeden doğrulduğumuz da âzâlarımız tam yerleşsin, iki secde arasında: “اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي” “Allâhım beni affet” diyelim.

Kul, Allâh’ın sevgisini tattığı zaman, Allâh onu kendi kusurlarına muttali kılar. Böylece o, başkalarının kusurlarını görmez olur.

 

colection akMurat.NET

Allah'ın (verdiği) rengiyle boyandık. Allah'tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz(deyin)

Kategoriler