Futbol spor mu?

Lüzûmsuz şeylerin peşinden koşan, lüzûmlu şeyleri kaçırır. Hazreti Ali Radıyallahu anh

Nerede görürsen maç hemen oradan kaç yoksa ahirette kalırsın aç. Mahmud Efendi Hazretlerinin Veciz Sözleri

Günümüzde abdest almayı bilmeyen, kutsal kitabımızın ilk ayeti diyebileceğimiz besmelenin ne demek olduğunu bilmeyen hatta imanın şartını sayıp şehadet getiremeyen AMA; taraftarı olduğu futbol takımının oyuncularını sayabilen bir nesil ile karşı karşıyayız. Dikkat ederseniz bunlara oyuncu deniyor, kocaman adamlar bu oyuna ve oyunculara çocuklar gibi gönül bağlıyor; birileri inancını, vatanını çalarken bu anlamsız top koşturmaya ömrünü vaktini aklını feda ediyor, Türkiye Japonya’ya gol atacak diye resmi tatil ilan ediliyor! Japonya’ya gol atsan ne ifade eder? Japonya sana yıllardır gol atıyor; kolundaki saat arabandaki teyp bilgisayarındaki cdrom Japon! Üzerinde Türk Malı yazan bütün elektronik cihazların içi Japon! Bazı milletler nasıl bir Müslüman fazla boğazlaya bileceğinin nasıl sömürüp kanını emeceğinin hesabını yaparken bizim insanımız futbol seyreder, film seyreder, şarkı dinler; Bosna’da Filistin’de boğazlanıp tecavüze uğrayan kardeşinin akıbetinin kendi ensesinde olduğu aklına gelmez çünkü Allahu tealanın bakara suresi 214. ayette: “Yoksa siz, kendinizden önce gelip geçenlerin hali (uğradıkları sıkıntılar) başınıza gelmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?…” buyurduğundan haberi yoktur.. Allahu teala asr suresinde; 2- İnsan mutlaka ziyandadır. 3-Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır. buyuruyor. Cuma dergisinin konuyu irdelediğini öğrendik, konu hakkında kim neler demiş bakalım:

Bugün geldiği nokta itibariyle bir spor dalı olmaktan çıkarak dev bir şova dönüşen futbolun, geçmişte faşist diktatörler tarafından kitleleri uyutma aracı olarak kullanıldığı gibi, günümüzde de kapitalizm tarafından insanları tüketime itmede muazzam bir araç haline dönüştü.

“Futbol sadece bir spor mu? Buna ‘evet’ diyebilmek zor görünüyor. Zira futbol sadece amatörce oynayanlar için bir spor statüsünde kabul edilse de; bugünkü şekliyle ister profesyonelce bu işi yapanlar, isterse de seyredenler açısından sporla hiçbir ilişkinin olmadığı bir gerçek. Zaten bugünkü şekliyle futbola genel bir bakış açısıyla yaklaştığımızda özellikle kapitalist ekonominin insanları tüketime itmede futbolu bir araç olarak kullandığını görmekteyiz.”

Futbol kitleleri uyutma aracı mı?

Hakim ideolojilerin “kitleleri uyutma aracı” olarak kullandığı popüler kültürün en çok kullanılan araçlarından biri haline gelen futbolun bu derece yayılmasının altında yatan faktörün ise, futbolun basit bir oyun aracı olması ve psikiyatristlerin de tespit ettiği gibi insanlara aidiyet kazandırması olduğu dikkat çekilen kapak yazısında, özellikle ezilmiş kitlelerin bir araya gelerek kendilerini bulma organizasyonu olan futbolun bugün en dindar kesimlerde bile hastalık derecesine gelmesini bu ezilmişlikle ifade etmek mümkün göründüğüne de vurgu yapıldı.

SİMON KUPER: SEKÜLER BİR DİN OLMA YOLUNDA

“Futbolun seküler bir din yerine konmak istendiğini söylemek mümkün. Zira sık sık maç aralarında duyulan, ‘Mutluluk iki kale ve bir toptur, Bundan başka cennet yoktur, Haftada bir sana tapmaya geliyoruz, Sen bizim ilahımızsın’, gibi sloganlar bu iddianın yersiz olmadığını herhalde bütün çıplaklığı ile ortaya koyar.”

Futbolun ülkemizde kumar aracı olarak da kullanıldığı gibi, üniforma denilen kıyatte dinimizde erkeğin örtmesi gereken göbek deliği ile diz kapağı arasını örtmemektedir. Bu da sadece kadınların değil erkeklerin bile izlemesini haramdır. Maçları esnasında ve sonrasında meydana gelen olaylarda ölen ve yaralananlara bakıldığında, futbolun ciddi anlamda bir terör aracı haline getirildiğide bir gerçek.

İsmail Kılıçarslan : Endüstri oyuna karşı!

Dünya futbolundan büyü örnekleri ve rakibi yenmek için ‘sansürlü’ reçeteler


Büyü, açıkça pek söylenmese de dünya futbolunda sık sık başvurulan ve vazgeçilmez vasıtalardan biridir. İşte, büyü sayesinde kazanılan ve futbol tarihine de geçen bazı karşılaşmalar ile sansürleyerek vermek zorunda olduğum birkaç reçete…

Şükrü Saracoğlu Stadı’nın Fenerbahçe’nin kuruluş dönemi futbolcularından Şeyh Yusuf Fahir Baba’nın himayesinde olduğunu yazmamdan sonra malûm konularda, yani “stadların himayesi” ve “futbol büyüleri” için arayan arayana… Prensip olarak bu gibi sorulara cevap vermediğim için bugün dünya futbolundan bazı büyü örnekleri ile bir de “sansürlü” büyü reçetesini nakletmekle yetiniyorum.

GEÇEN gün Şükrü Saracoğlu Stadı’nın Yusuf Fahir Baba’nın himayesi altında olduğunu yazdım ya…

Himayenin nasıl kaldırılabileceğini soran Galatasaraylılar’dan kendi stadlarını da böyle bir himaye altına aldırıp maçlardan hep galip çıkmanın hayallerini kuran Beşiktaşlılar’a yahut sahalarına rakiplerin koydurduğuna inandıkları büyüleri bulmanın yolunu soranlara kadar arayan arayana…

İtalyan Milli Takımı’nın Teknik Direktörü Giovanni Trapattoni,
2002’de sahaya gizlice kutsal su dökerken böyle fotoğraflanmıştı.

Bu soruların hiçbirine cevap vermedim ve vermeyeceğim, zira Fenerbahçeliler’e klüplerinin kuruluş senelerinde “Yusuf Fahir Baba” adında bir oyuncularının mevcut olduğunu hatırlatmanın bile kâfi olduğuna inanıyorum ve bu konuda daha fazla konuşmak bence gereksizdir!

Ama büyünün dünya futbolundaki yerinden sözetmemin bir mahzuru yok, zira futbol çılgınlığında büyüden sık sık medet umuluyor ve en medenî memleketlerde bile devamlı surette mağlûp olan takımlar büyüye sığınıyorlar.

BÜYÜ TURU YAPTIM

Büyünün en fazla rağbette olduğu kıt’a, Afrika’dır ve ben buna bizzat şahit oldum…

1993 ilkbaharında, uzun süren bir Afrika seyahati yapmış, Orta ve Batı Afrika’yı Nijerya ile Benin’den başlayıp Fas’a kadar neredeyse adım adım dolaşmıştım.

Nijerya’nın bundan yirmi küsur sene önceki namlı
büyücülerinden Hacı Makanju-Ola Masadoluwa’nın kartviziti.

Afrika’da günlük hayatın hemen her alanına hâkim olan ve oralarda “cucu” denen geleneksel büyüleri merak etmiş ve cucu hakkında birşeyler öğrenebilmek istemiştim. Yüze yakın büyücüyle konuşmuş, ikna edebildiklerimin büyü ve cin seanslarına katılmış, Nijerya’nın en büyük büyücüsü olan 89 yaşındaki Bassioba’dan bir hayi istifade etmiş ve Türkiye’ye döndüğüm zaman gazetede “Kara Afrika’nın Kara Büyüleri” başlıklı birkaç gün süren bir yazı dizisi yapmıştım.

Dizi öylesine ilgi uyandırmıştı ki, yayınlanmasının üzerinden neredeyse çeyrek asır geçmiş olmasına rağmen hâlâ “Derdim çok büyük, devâsını bulabilmem için Afrika’daki büyücülerle temas etmeme yardımcı olabilir misiniz?” gibisinden mesajlar gönderenler oluyor.

SAHAYA KUTSAL SU

Büyü, Afrika’da yemekiçmek gibi sıradan bir iş olmaya hâlâ devam ediyor; siyasetten sağlığa, aşktan futbola kadar hemen her alanda büyüden ve büyücülerden medet umuluyor ve büyüden futbolda da istifadenin öncülüğünü Afrikalılar yapıyorlar…

İşte, futbol ve büyünün işbirliği konusunda dünyadan birkaç örnek:

■ İtalyan Milli Takımı’nın Teknik Direktörü Giovanni Trapattoni, 2002’deki Dünya Kupası sırasında büyüyü andıran bir iş yaptı ve Papa’ya önceden okuttuğu kutsal suyu stada döktü. Trapattoni bu kadarla da kalmadı ve müsabakalar sırasında önemli vuruşlardan önce sahaya yine kutsal su damlattı.

■ Senegalli büyücüler, 2002 Dünya Kupası’nda Fransa ile Güney Kore’de yapacakları maçtan önce Fransız oyuncuların adlarının yazılı olduğu kâğıtları kendilerine mahsus bir cin âyininin ardından toprağa gömdüler. Neticede, Fransız Milli Takımı kupadan eli boş döndü.

■ 2003’te, Real Madrid’in İngiliz oyuncusu David Beckham’ın ayak parmaklarından biri durup dururken kırıldı. Sebebi araştırıldı ve Güney Afrika’nın yıldızlarından Jomo Sono’nun Beckham’a büyü yaptırdığı ortaya çıktı.

16. yüzyıldan kalma bir cin ve büyü risalesi.

OKUTUP ÜFLETTİ, PARA VERMEDİ

■ 1995’teki Afrika Kupası finallerinden önce müsabakalara iştirak edecek olan klüplerin tamamı büyücüleri devreye soktular. Afrika’da “cadı doktor” denen büyücüler arasında kıyasıya bir mücadele başladı ve Güney Afrika ile Fildişi Sahili takımları finale kaldı. Son karşılaşmadan bir hafta önce, Güney Afrika takımı antrenmanları bırakarak büyücülerle bir yere kapanıp günler boyunca okunmuş sularla masaj yaptırdı. Takımlar final karşılaşmasında talimatı teknik direktör yerine büyücülerden aldı ve Fildişi Sahili’nin oyuncularının bir anda kuvvetten düştükleri, iki oyuncunun da hiçbir sebep yokken sakatlandığı farkedildi. Mücadelede Güney Afrika’nın Soweto’dan getirttiği büyücüler baskın çıkmıştı ve kupa Güney Afrika’nın oldu.

■ Benzer bir büyücü mücadelesi 1992’deki Afrika Kupası’nda yaşandı ama skandalla sonuçlandı. Fildişi Sahili’nin Spor Bakanı karşılaşmalardan aylarca önce ülkenin önde gelen büyücülerinin tamamını kiraladı ve oyunculara oldukça uzun süren büyü seansları uygulattı. Ancak büyücülere kupanın başlamasından önce vermeyi vaadedilen paralar ödenmeyince kıyamet koptu, büyücüler olayı basına aksettirdiler ve “Artık, bugüne kadar yaptığımız büyülerin tam tersini yapıyoruz. Bizim takım yenilecek!” dediler; öyle oldu ve Fildişi Sahili, Afrika Kupası’ndan elendi. Kendisine de fenalık yapılmasından korkan Spor Bakanı ise büyücülerin her birine birer şişe içki ve ikişer bin dolar dağıttı.

İŞTE, SAHADA KALENİN ÖNÜNE GÖMÜLMÜŞ BÜYÜLERİ BULMA METODLARINDAN BAZILARI

AŞAĞIDAKİ büyü tariflerini, asırlar önce yazılan ve şimdi bende bulunan büyü ile ilgili bir elyazması eserden naklediyorum ama işin temelini oluşturan kısmı, yani büyü sırasında okunması gereken ve cin duası olduğu söylenen bahisleri, her önüne gelenin rakibine kötülük yapma ihtimaline meydan vermemek için yazmıyorum.

Afrika’da yıllar önce çıktığım büyü turundan bir hatıra:
Güçlü tanrıça Ayalelala ve bendeniz…

RAKİPLERİ MAHVETMENİN BEYÂNIDIR:
Bir düşmanın veya bir zalimin helâk edilmesi yahut hasta düşürülmesi istenirse, görülen şekli Salı günü iyi bir saatte helâk edilecek olan kişilerin adıyla beraber kurşun bir levha üzerine yazasın. Daha sonra ….. duasını yedi kere okuyup kurşun levhanın üzerine üfleyesin.

Üfleme tamamlandıktan sonra levhayı ateşe yaklaştırasın ve bu işlerle görevli olan cini davet etmeye yarayan duayı da tam 170 defa okuduktan sonra kurşunu ateşe atasın. Helâk olması istenenler kaç kişi olurlarsa olsunlar mutlaka derde uğrarlar ve her işlerinde beceriksiz kalırlar.

Ama bütün bunları yaparken rakibin helâk olmasını değil de çaresiz kalmasını yahut kuvvetten düşmesini istersen, levhayı ateşe atmayasın ama cini davete yarayan duayı yine 170 defa okuduktan sonra kurşunu ateşin hemen yanına koyasın. Kurşun levha sıcaktan yumuşadıkça, rakip halsiz kalır ve hiçbir şey edemez olur. Bu işleri yaparken helâk olmasını yahut halsiz kalmasını istediğin kişilerin yüzlerini hayal etmeyi de sakın hâââ unutmayasın!

Eski bir cin risalesinin cin çağırma
celsesini anlatan sayfalarından biri…

YAPILMIŞ OLAN BÜYÜYÜ ÇÖZMENİN ÇARESİDİR:
İşbu çizimi, iki ayrı kâğıda Zühre yıldızının etkili olduğu saatte yazasın, birini suya koyasın, suyun az bir mikdarını içesin, geri kalanı ile iyice bir boy abdesti alasın. İkinci şekli ise balmumuna sarasın ve gerektiği anda dilin altına koyup orada tutasın (Bendeniz, bu büyünün işe yaraması için karşılaşma sırasında bizzat klüp başkanları tarafından yapılmaları gerektiğini düşünüyorum).

Mâlûm işlerden “remil”in anlatıldığı eski bir elyazması.

YAPILMIŞ BÜYÜYÜ BULMANIN YOLU ŞUDUR Kİ:
Kurşun bir levhanın üzerine itinayla bir daire çizesin, ….. sayılarını üzerine dikkatle yazasın. Sonra dairenin tam ortasına küçük bir delik açasın, delikten bir ip geçiresin, ipin dairenin altında kalan ucuna sıkıca bir düğüm atasın ve diğer ucunu elinden dirseğine kadar olan mesafeden kesesin. Sıkı bir boy abdesti alıp büyü yapıldığından şüphe ettiğin yere bu daireyle gidesin ve ipin ucundan tutup daireyi ….. buharını tüttürüp …… duasını okuyarak serbest bırakasın. Kalbini ve gönlünü büyüyü bulmaya verdiğin anda daire dönmeye başlar. Gönlünü daha da bir temizleyerek dairenin döndüğü tarafa gidesin ve iki tarafa birden sallanmaya başladığı yeri kazasın. Rakibinin yaptığı büyü mutlaka çıkar.

Habertürk Murat Bardakçı

Kategoriler