Fatih Sultan Mehmet ve Fetih 1453 yorumu «

Fatih Sultan Mehmet ve Fetih 1453 yorumu

13 yaşında padişah, 21 yaşında İstanbul Fâtihi olan 2. Mehmet şehre girdiğinde rabbine hamd eder ve Ayasofya’yı camiiye çevirir, ilk cuma namazını Ayasofya’da kılar. Trabzon’un fethi için Gümüşhane’nin sarp kayalıklarından geçiliyor, “Trabzon dedikleri bunca zahmete değer mi?” derler. Fatihin cevabı; “Bu zahmet din yolundadır bizim elimizde İslam’ın kılıcı vardır” diyerek amacının günümüzde olan savaşlardaki gibi petrol, toprak değil; Kuran ahlakını ve adaletini dünyaya yaymak olduğunu belirtir.

Fetih 1453 yorumu Serdar Tuncer

Fath’in Mahkemesi

Hızır Bey, İstanbul kadısı ve belediye başkanı iken, bir Hıristiyan mîmâr geldi. Fâtih Sultan Mehmet Hân’dan şikâyetçi olduğunu söyledi. Hızır Bey, mîmârı dinledi. Fâtih, bugünkü Ayasofya Câmii’nden daha yüksek kubbeye ve daha üstün mîmârî husûsiyetlere sâhip bir câmi yaptırmak istemiş ve o mîmâr da bu işe tâlip olmuştu. Ama Müslümanların, Ayasofya’dan daha üstün bir esere sâhip olmalarına gönlü râzı olmamıştı. Mısır’dan bin bir zahmetle getirilmiş olan sütûnların yüksekliklerini kısa tutmuş ve kubbenin yüksekliği de Ayasofya’dan alçak olmuştu. Sultan, sütûnların kasıtlı olarak küçültüldüğünü anlayıp çok hiddetlendi. Muhâkeme edilmeden mîmârın eli kesildi.

Hızır Bey, konuyu araştırdı. Şâhitlerle berâber Pâdişahı da mahkemeye çağırdı. Fâtih, mahkeme salonuna girince, başköşeye oturmak istedi. Kadı, hiç çekinmeden, “Oturma begüm!.. Hasmınla yüzleşmek üzere, mahkeme huzûrunda ayakta dur!” dedi. Sultan derhâl söylenen yere geçti. Mahkemenin Pâdişahı Hızır Bey’di. Onun şahsında, İslâmiyet’in âdil hükümleri karşısında bulunmaktaydı. Kadı: “Sen bu zimmînin elini kestirdin mi?” deyip söze başladı. Mahkeme neticesinde; “Sen, Murat oğlu Mehmet! Mahkeme edilmeden bu zimmînin elini kestirdiğin için kısas olunacaksın! Senin elin de onunki gibi kesilecek. Eğer Hıristiyan mîmârı râzı edebilirsen, ölünceye kadar onun ve âilesinin geçimini temin etmek karşılığında elini kesilmekten kurtarabilirsin!” dedi. Herkesle birlikte Pâdişah da tam bir sükûnet içerisinde kararı dinledi. Hıristiyan mîmâr, bu ulvî karar karşısında daha fazla dayanamadı. Ağlayarak Pâdişahın ellerine kapandı. Mîmâr, âilesiyle birlikte Müslüman olmakla şereflendi.

Mahkeme yeri boşaldıktan sonra Kadı Hızır bey ve Sultan Fatih yalnız kalınca Sultan;”Eğer padişahlığımdan korkup haksız bir karar verseydin billahi kılıcımla kelleni kesecektim” der. Hızır bey de kürsünün altında sakladığı topuzu çıkarır;”Hünkarım sizde padişahlığınızdan gururlanıp şeriat mahkemesinin kararını dinlemeseydiniz billahi bu topuzla başınızı ezerdim” der.

Paylaş


ETİKET BULUTU